Parkinson, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen ve hareketlerde yavaşlama, titreme ve denge bozuklukları ile kendini gösteren kronik, ilerleyici ve nörodejeneratif bir sinir sistemi hastalığıdır. Günümüzde Parkinson’un artık çaresiz bir hastalık olmaktan çıktığını ve doğru tanı, beyin pili gibi ileri teknolojik müdahaleler ve yaşam alanlarındaki çeşitli değişikliklerle artık yönetilebilir bir süreç olduğunu hatırlatan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “El titremesi, hareketlerin yavaşlaması, maske yüz ifadesi ve öne eğik yürüme bu hastalığın en tipik işaretleri arasında sayılabilir. Erken tanı, hastalığın ilerleme hızını kontrol altına almak ve hastanın yaşam kalitesini korumak için oldukça önem taşıyor. İlk belirtiler fark edildiğinde bir nörolog ve beyin cerrahı iş birliğiyle sürecin başlatılması tedavi başarısını doğrudan etkiler” açıklamasında bulundu.
Beyindeki dopamin üreten hücrelerin azalmasıyla ortaya çıkan Parkinson hastalığında belirtilerin genellikle sinsi başladığını belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Hastalık her ne kadar her bireyde farklı seyretse de bilimsel veriler belirli grupların diğerlerine oranla çok daha yüksek risk taşıdığını açıkça gösteriyor. Bu faktörlerin başında gelen yaş, Parkinson için en temel risk unsuru olarak kabul ediliyor. Hastalık genellikle 60 yaş ve üzerindeki bireylerde ortaya çıksa da vakaların yüzde 5 ile yüzde 10’luk bir kısmında bu hastalık 50 yaş altında da görülebiliyor. Genetik geçmiş de bu süreçte kritik bir role sahip. Ailesinde Parkinson öyküsü bulunan kişilerde risk genel popülasyona göre daha yüksek” dedi.