oplumsal meseleleri veri temelli analizlerle kamuoyunun gündemine taşıyan İLKE Vakfı Sosyal Veri projesi, küresel kalkınma ve insani yardım verilerini incelediği yeni çalışmasını yayımladı. OECD, TİKA ve Küresel İnsani Yardım Raporu verilerinden hareketle hazırlanan analiz; Türkiye’nin kısıtlı bütçe imkanlarına rağmen, sanayileşmiş dev ekonomileri geride bırakarak insani yardımda nasıl bir “dünya liderine” dönüştüğünü çarpıcı rakamlarla ortaya koyuyor.
“Güç Değil Vicdan” mottosuyla şekillenen Türk Tipi Kalkınma Modeli, G7 ülkelerinin stratejik önceliklerine karşılık, insanı merkeze alan ve “kimseyi geride bırakmayan” yaklaşımıyla küresel sistemde yeni bir yol açıyor.
Gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan coğrafyalara aktardığı Resmi Kalkınma Yardımı (RKY); eğitimden sağlığa, altyapıdan ticarete kadar geniş bir yelpazede sunulan destekleri kapsıyor. 1960’tan bu yana sanayileşmiş ve yüksek gelirli ülkelerden oluşan OECD Kalkınma Yardımları Komitesi (DAC) tarafından metodolojik çerçevesi belirlenen bu mekanizma, günümüzde devletlerarası iş birliğinin de temel araçlarından biri. Mali ve ayni desteklerin yanında teknik uzmanlık paylaşımı sayesinde ülkelerin kalkınma kapasitelerini güçlendirmelerine imkan tanıyor.
Türkiye’de kalkınma yardımlarının koordinasyonu ve sahadaki uygulaması TİKA tarafından yürütülüyor. OECD, ALNAP ve TİKA verilerine göre Türkiye, toplam resmi kalkınma yardımı ve bunun bir bileşeni olan insani yardım hacmiyle uzun yıllardır listenin üst sıralarında bulunuyor. OECD üyesi olan Türkiye, DAC üyesi olmamasına rağmen miktar bazında Kanada, Avusturya, Güney Kore, İtalya gibi geleneksel bağışçılardan daha fazla yardım sunuyor.
Dünya ekonomisinin en gelişmiş ülkelerini bir araya getiren G7 ile DAC üyeleri, güçlü ekonomik ve askeri yapıları sayesinde kalkınma yardımlarında belirleyici bir konumda. Bu ülkeler yeni müttefikler kazanmak, ticari ilişkileri geliştirmek, küresel barışı muhafaza etmek gibi stratejik önceliklerle şekillenen uzun vadeli kalkınma yardımlarına odaklanıyor. Ancak bu yaklaşımda acil insani krizlere doğrudan müdahale çoğu zaman geri planda kalabiliyor. Küresel İnsani Yardım Raporu verilerine göre, ABD resmi yardım bütçesinin %23’ünü, Birleşik Krallık %13’ünü, Almanya ise yalnızca %8’ini insani yardımlara ayırıyor.