22 Mart Dünya Su Günü dolayısıyla Harran üniversitesi Ziraat fakültesi öğretim üyesi prof. Dr. Ali Rıza Öztürkmen yaptığı açıklamada,su krizinin hem dünyada hem de Türkiye’de giderek büyüyen bir tehdit haline geldiğini vurguladı.
Öztürkmen, dünya genelinde suyun yalnızca %2,5’inin tatlı su olduğunu ve bunun büyük bölümünün buzullarda bulunduğunu belirterek, 700 milyondan fazla insanın temiz suya erişemediğini ifade etti. Mevcut gidişatın devam etmesi halinde 2050 yılında dünya nüfusunun %40’ının ciddi su kıtlığı riskiyle karşı karşıya kalacağını söyledi. Ayrıca küresel su tüketiminin %70’inin tarımda kullanıldığına dikkat çekti.
Türkiye’nin su zengini bir ülke olmadığını vurgulayan Öztürkmen, kişi başına düşen yıllık su miktarının 1.300 metreküp seviyesinde olduğunu ve bunun su stresi sınırının altında kaldığını belirtti. Türkiye’nin yıllık 112 milyar metreküp su potansiyelinin 74 milyar metreküpünün kullanıldığını, bu kullanımın %77’sinin tarımsal sulamaya gittiğini ifade etti. 2030 yılına kadar su kaynaklarında yaklaşık %20 oranında azalma beklendiğini de sözlerine ekledi.
GAP Bölgesi’nin Türkiye su kaynaklarının %28’ine sahip olduğuna dikkat çeken Öztürkmen, bölgenin stratejik önemine vurgu yaptı. Ancak bilinçsiz sulama yöntemlerinin toprak tuzlanması ve çoraklaşma riskini artırdığını belirterek, modern sulama sistemlerine geçişin su tasarrufunu %60’a kadar artırabileceğini ve verimliliği %40 yükseltebileceğini dile getirdi.
İklim krizinin etkilerine de değinen Öztürkmen, son 50 yılda Türkiye’de yağışların %20 azaldığını, yeraltı su kullanımının ise yenilenme hızını %70 oranında aştığını söyledi. 2040 yılına gelindiğinde kişi başına düşen su miktarının 1.120 metreküpe kadar gerilemesinin beklendiğini ifade etti.
Açıklamasında suyun sadece kıtlık dönemlerinde değil, bolluk dönemlerinde de doğru yönetilmesi gerektiğini belirten Öztürkmen, aşırı yağışların kontrolsüz olması halinde sel ve erozyon gibi felaketlere yol açabileceğini vurguladı. Bu nedenle suyun barajlarda depolanması ve planlı şekilde yönetilmesinin hayati önem taşıdığını söyledi.
Son olarak vatandaşlara çağrıda bulunan Öztürkmen; su tasarrufunun bir yaşam kültürü haline getirilmesi, tarımda modern sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması, çevrenin korunması ve su kaynaklarının kirletilmemesi gerektiğini belirterek, “Su yoksa hayat yok” uyarısında bulundu.