Doğanın canlandığı bahar ayları, pek çok kişi için polenlerin ve tozun tetiklediği zorlu bir alerji mevsiminin başlangıcı anlamına geliyor. Uzmanlar, özellikle bu dönemde ortaya çıkan şiddetli göz kaşıntısının, basit bir rahatsızlıktan öte Keratokonus adı verilen ve görme kaybına kadar varabilen ciddi bir hastalığı tetikleyebileceği konusunda uyarıyor.
Bayrampaşa Göz Vakfı Hastanesi’nden Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Nihat Tamer, açık ortamda çevresel etkilere karşı en hızlı tepki veren organlardan biri olduğunu hatırlatıyor. Rüzgarla taşınan alerjenlerin ve halk arasında kırmızı göz adıyla bilinen “Konjonktivit” (alerjik göz nezlesi) tablosunu ağırlaştırdığını belirten Op. Dr. Tamer, genetik yatkınlığı olan bireylerde bu durumun çocukluktan itibaren her mevsim tekrarlayabildiğine dikkat çekiyor.
Alerjinin en karakteristik belirtisi olan o karşı konulamaz kaşıntı hissi, aslında en büyük riski barındırıyor. Op. Dr. Tamer, gözlerin sertçe ovuşturulmasının korneanın (gözün önündeki saydam tabaka) yapısını bozduğunu vurguluyor:
“Kontrolsüzce yapılan ovuşturma hareketleri, korneanın incelip sivrileşmesine, yani keratokonus hastalığına zemin hazırlar. Bilimsel veriler, kronik alerjisi olup gözünü sık ovuşturanlarda bu riskin çok daha yüksek olduğunu kanıtlıyor.”
Keratokonus tedavisinde her hastanın durumu ayrı bir kriter olarak değerlendiriliyor. Özellikle gençlerde hastalığı durdurmak için “Korneal Çapraz Bağlama” (Cross-linking) yöntemiyle kornea lifleri güçlendiriliyor. Hastalığın evresine göre şu çözümler sunuluyor:
· Gözlük veya özel kontakt lensler.
· Kornea içi halkalar ve göze özel lazer tedavileri.
· İleri seviyelerde ise son çare olarak kornea nakli.